ZORUNLU MALİ MESULİYET SİGORTASINDAN DOĞAN SİGORTA ŞİRKETİNİN RÜCU HAKKI

Sigorta Şirketinin Rücu Hakkı

ZORUNLU MALİ MESULİYET SİGORTASINDAN DOĞAN SİGORTA ŞİRKETİNİN RÜCU HAKKI

Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) ile birlikte trafik kazalarından dolayı şartlar oluşması dahilinde tazminattan sigorta şirketlerinin de sorumluluğun doğmasıyla birlikte sigorta şirketinin rucü hakkı akla gelmektedir.

Rücu hakkı, genel olarak, zarar gören alacaklıya karşı sözleşmeden veya haksız fiilden dolayı diğer kişiler ile birlikte tazminat sorumluluğu taşıyan ve zararın telafisi için kendisine müracaat edilen borçlunun bunu ödedikten sonra diğer borçlulara hisseleri oranında başvurmasıdır. Sigorta şirketinin, tazminata hak kazanan kişilere tazminatı ödedikten sonra, ZMMS’de belirtilen hususlar gerçekleşmişse, kazada kusuru bulunan kişiden tutarı talep etmesi sigorta şirketinin rücu hakkı kapsamında yöneltmiş olduğu taleplerden biridir.

Trafik kazasından doğan zarara ilişkin sigorta, KTK’nın 91 ile 101. maddeleri arasında incelenmiş, işletenin sorumluluğu hakkında özel hükümler konulmuştur. İşletenin tanımı KTK m. 3’e göre, “İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehini gibi hallerde kiracı, ariyet ve rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklindedir. Buna göre işletene ait aracın, trafik kazasında kusuru bulunmasıyla işletenin sorumluluğu doğmaktadır.

ZMMS yaptıran işletenin aleyhine olan maddi tazminat isteminde bu sigorta ile direk olarak sorumlu olmamaktadır. Sigortacının,  ZMMS poliçe teminatındaki miktara bağlı kalmak koşuluyla işletenin vermiş olduğu zarardan dolayı sorumluluğu bulunmaktadır. Lakin zorunlu sigorta ile işletenin sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır. İşleten de zarar görene karşı sigortacı ile birlikte sorumludur.

ZMSS uyarınca, sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesi halinde aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür:

 a. Sorumluluğu doğuracak olayı, haberdar olduğu andan itibaren beş gün içinde sigortacıya ihbar etmelidir.

b. Gerekli koruma önlemlerini almalı ve bu amaçla sigortacı tarafından verilecek talimata uymalıdır.

 c. Sigortacının talebi üzerine, olayın ve zararı ile ilgili yararlı, elde edilmesi mümkün tüm bilgi ve belgeleri gecikmeksizin vermelidir.

d. Zarardan dolayı aleyhine tazminat talebi veya cezai soruşturma ile karşılaştığı halde, durumdan sigortacıyı derhal haberdar etmek ve tazminat talebine ve cezai kovuşturmaya ilişkin olarak teslim almış olduğu ihbarname, başvuru, vb tüm belgeleri derhal sigortacıya vermelidir.

 e. Sigorta konusu ile ilgili başka sigorta sözleşmeleri varsa, bunları sigortacıya bildirmek yükümlülüğündedir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası mevzuatında düzenlenen bazı durumlarda, sigorta şirketi ödemiş olduğu tazminatı bir bakıma ağır kusuru ile zarara neden olan sigorta ettirenden, sigorta şirketinin rücu hakkı kapsamında açacağı rücu davası yolu geri alır.

ZMSS’deki rücu hakkının ve bu hakkın kullanılacağı sigorta şirketinin rücu hakkı kapsamında açacağı rücu davasının esası halefiyet prensibidir. Sigortacının halefiyet hakkının kaynağı TTK m. 1301 ve sigorta sözleşmelerindeki genel şartlardır.

Sigortacı; ZMSS kapsamında ödediği tazminatı, sigorta ettirenden, halefiyet prensibi gereğince, ZMSS Genel Şartları B.4. hükmünde belirtilen durumlardan birisi varsa geri alabilir. Bu durumlardan hiçbirisi gerçekleşmemişse, sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara ve bundan doğan tazminata kendisi katlanmak zorunda kalacaktır.

ZMSS Genel Şartları’nın B.4. maddesinde sayılan ve sigorta şirketine rücu imkânı veren nedenler şunlardır:

a. Tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş olması,

b. İşletenin, yetkili makamlardan izin almaksızın düzenlenen bir yarış için KTK uyarınca yapılması gereken özel bir sigortanın yapılmamış olduğunu biliyorsa veya gerekli özeni göstermesi halinde bilebilecek durumda olması,

c. Tazminatı gerektiren olayın, aracın KTK hükümlerine göre gereken ehliyete sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmiş olması,

d. Tazminatı gerektiren olayın, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş olması veya olayın yukarıda sayılan kişilerin alkollü içecek almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri gelmesi,

e. Tazminatı gerektiren olayın, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş olması,

f. Sigorta ettirenin, rizikonun gerçekleşmesi halinde, B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar miktarında bir artış olması,

g. Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında işletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğunun tespit edilmesi hallerinde,  Sigorta şirketi zarara neden olan kişiye karşı sigorta şirketinin rücu hakkı kapsamında açacağı rücu davası ile veya Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurarak sigortalıya ödediği tazminat bedelini geri isteyebilir.

Sigorta şirketinin rücu hakkı kapsamında açacağı rücu davasında yetkili mahkemenin tespitinde de halefiyet ilkesi göz önüne alınmalıdır. Sigortalının zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyorsa, halefiyet ilkesi gereği sigorta şirketinin de sigorta şirketinin rücu hakkı kapsamında açacağı rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.

 Yetkili mahkemenin tespitinde ise kural olarak KTK m. 110 esas alınacaktır. Kesin yetki kuralı olmadığından mütevellit sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortayı yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilecektir.

TTK madde 1301/1 gereğince, sigorta şirketinin rücu hakkı kapsamındaki rücu davası açma hak ve yetkisi sigortalısına ödemede bulunan sigorta şirketine aittir. Dolayısıyla sigortacı, davacı sıfatına haizdir. Davalı taraf ise, zarara yol açan işleten ya da bağlı olduğu kurum veya kanunen işleten gibi sorumlu tutulan, işveren gibi kişiler de olabilir.

 

Diğer yazılarımıza göz atmak için linke tıklayabilirsiniz.

Av.Harun Ümit Eren

Av.Dicle Göktaş

Sosyal Medyada Bizi Takip edin
https://www.facebook.com/kapitalhukuk
https://twitter.com/kapital_hukuk
https://www.instagram.com/kapitalhukuk/
https://tr.linkedin.com/company/kapi%CC%87tal-hukuk